Kategori: Genel
Mayıs ayının 20, 21 ve 22 sinde düzenlenen bu sene ki Toplum Gönllüleri Vakfı atak organizasyonlarından Mersin Atak'a ben ve Ege Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Örgütlenmesinden Dilara OMAY arkadaşım ile birlikte Tog Ege'yi temsilen katıldık.
Şiledeki eğitimimizin ardından yaşadığımız şehirlere geri dönebilme için bizleri İstanbul'a getirdiler :) Taksimde servisten indik ve acelesi olmayan arkadaşlar ile birlikte biletlerimizi aldık, cebimize koyduk ;) Sonrasında da hadi birazcık İstanbul dedik. Pek bir açılamasak da istiklalde geçirdiğimiz anlar harikaydı :D
Eğitimin 5. ve 6. günleri yani 26 Şubat ile 27 Şubat günleri bizlerin sahaya çıktığımızda yapacağımız eğitimlerin provalarını yapacağımız günlerdi. Mavi, Kırmızı ve Yeşil Anahtar eğitimlerinin sunumları bu günlerde gerçekleştirildi. Bu aşamalarda iki eşit gruba ayrıldı. Her iki grup kendi içerisinde bu eğitimleri ayrı olarak yerine getirdi. Bu iki grup da kendi içerisinde eşit üç gruba ayrıldı çünkü üç adet eğitim gerçekleştirilecekti.
Eğitimin üçüncü gününde yani 24 Şubat Perşembe günü "Öğrenme ve Eğitim" isimli oturum ile başladı. Bu oturumda öğrenme nedir? eğitim nedir üzerinden giderek yapacağımız işin temelleri üzerinde konuştuk. Bizim fakülte derslerinde aldığımız eğitim bilimleri derslerinin formal olmayan eğitim ortamlarında nasıl daha verimli olabileceğini canlı olarak yaşadım =)
12. Anahtar Eğitmen Eğitimini tamamladık ama ben yaşadıklarımızı - en azından bir kısmını anlatmayı tamamlayamadım. Gerek zamanımın olmamasından gerekse şu son blog engelinden sonra isteksizleştim. Fakat devam ediyorum ve eğitimin tam olarak başladığı gün ile devam ediyorum.
İlk gün eğitim anlamında neler yaşadığımızı anlatmaya başlamadan önce yolculuk ve şileye hareketimiz öncesi İstanbul turumuzdan bahsetmek istiyorum. Pazar akşamı saat 23:59 ( evet 00:00 değil ) aracı ile diğer bir eğitmen adayı arkadaşım ve ben İstanbula hareket ettik. Yolculukları ve yolculuk süresince ekrandan yolu izlemeyi seven birisi olarak, yolculuğumuzdan sıkılmadığımı itiraf etmeliyim yalnız feribot da ki zamanımızı bundan çıkartmak istiyorum. Yavaş yavaş hareket eden feribot da soğuktan dolayı otobüste oturduğumuz için belki de o kadar çok sıkıldım ki anlatamam. Kabus gibiydi.
20 Şubat 2010 • ☕️ 1 dk okuma • 🏷 genelAristoteles'in güzel bir sözü şöyle der "Hiç bir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz." Basketbolun dahilerinin şov gecesi de işte bu sözdeki çılgınlıkların sergilendiği ve izleyenlerin müthiş zevk aldıkları bir gece oldu. Özellikle smaç yarışması ben dahil bir çok basketbolseveri büyüledi.
5 - 8 Şubat tarihleri arasında Ankarada gerçekleştirilen Toplum Gönüllüleri Vakfı 17. Gençlik Konseyinin katılımcılarından bir tanesi de bendim. Her ne kadar kaçak olarak katılmış olsamda katılımcı olduğum gerçeği göz ardı edilemez :D 4 gün boyunca Ankarada tog dolu günler geçirdik.
22 Ocak 2010 • ☕️ 2 dk okuma • 🏷 genelNe gariptir ama hayatını devam ettirebilmek için her şeyini, bütün düzenini, bütün arkadaşlarını bırakıp hiç bilmediğin bir yere gelmek ve o yerde hayatına şekil vermek. Yeni bir okul, yepyeni arkadaşlar, yepyeni bir ev (yurt). Bunların nedeni sürekli bir değişimin hüküm sürmesi ve bizlerinde ona ayak uydurmamız. Çünkü ayak uydurmamamız sonucunda hayat çekilmez olarak onun oyununa uymamanın cezasını kesiyor bize.
Bedri Rahmi EYÜPOĞLU, Ahmet Hamdi TANPINAR gibi bir çok sanatçımızın yaşamış ve çalışmış olduğu Narmanlı Hanı 1831 yılında inşa edilmiştir. İstanbul Beyoğlun da yer alan bina 1880 yılına kadar Rus Büyükelçiliği, 1914 e kadar Rus Hapishanesi, daha sonrasında da Harmanlı ailesi mülkü olarak kullanılmıştır.
12